Ex Machina, Alex Garland’ın yazıp yönettiği, yapay zeka temalı bir bilim kurgu filmidir. Film, Nathan adında zengin bir yazılım geliştiricisinin, genç programcı Caleb'i, kendisinin yarattığı bir yapay zeka olan Ava ile bir dizi test gerçekleştirmesi için kendi izole laboratuvarına davet etmesi etrafında döner. Ava, yalnızca bir yapay zeka değil, aynı zamanda davet edilen Caleb için bir cazibeye dönüşür. Bu film, insan ve yapay zeka arasındaki karmaşık ilişkileri, etik soruları ve varoluşsal sorgulamaları derinlemesine incelerken, güçlü bir atmosfer oluşturur. Görsel anlatımı ve etkileyici performansları ile Ex Machina, bilim kurgu severlerin kaçırmaması gereken bir yapım haline gelir.
Filmde Caleb'i canlandıran Domhnall Gleeson, Noah Baumbach'ın filmlerinde boy gösteren bir oyuncudur. Nathan karakterini oynayan Oscar Isaac, önceki projelerinde de güçlü bir performans sergileyerek dikkatleri üzerine çekmiştir. Alicia Vikander, Ava'yı canlardırırken izleyiciye derin bir duygusal etki bırakırken, performansı ile birçok ödül kazanmaktadır. Her üç oyuncunun da performansı film boyunca izleyicinin ilgisini çekerken, karakterlerin psikolojik derinliği ile hikayeye yoğun bir katılım sağlar.
Ex Machina, yapay zekanın insan algısı ve evrensel değerlere etkisini sorgulayan çarpıcı bir anlatım sunar. Film, yalnızca bir bilim kurgu hikayesi olarak kalmayıp, insan doğası, etik sorgulama ve varoluşsal angajmanlar üzerine derinlemesine bir sorgulamaya dönüşür. Ava'nın kendi bilincine sahip olup olmadığını sorgularken, insanlığın kendini nasıl tanımladığı ve diğer varlıklarla olan ilişkisini tartışır. İzleyicilere, bir yapay zekanın insan gibi hissetmesi mümkün müdür sorusunu sorar ve insan doğasının özünü sorgular. Bu şekilde, Ex Machina, gelecekteki ilişkilerimizin nasıl şekilleneceğine dair düşündürücü ve uyarıcı bir perspektif sunar.
Ex Machina, minimal ve etkileyici bir görsel dil kullanarak izleyiciyi içine çeker. Film, doğal ışık kullanımı ve estetik açıdan düzenlenmiş mekanlarıyla dikkat çeker. Özellikle Ava'nın tasarımı, geleceğin yapay zekasını simgelerken, Nathan'ın laboratuvarının teknolojik havası, insan ve makine arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmaktadır. Ayrıca, film boyunca kullanılan renk paleti ve çarpıcı görüntüler, izleyicide derin bir etki bırakmaktadır.